Merak Uyandıran Kısa Hikaye
Garsonlukla başlayan sıradan bir iş, sahte numaralardan gelen çağrılarla, gizemli mesajlarla ve izlenme hissiyle karanlık yola sürükleniyor.
Garson Olarak İşe Başladım Başıma Bela Aldım
Birazdan okuyacağınız hikayede bahsi geçen firmalardan, bu hikayede adlarını kullandığımdan dolayı herhangi bir kazancım yoktur.
Haktan ErdoğanSunar.Red Events nedir?
Red Events isminden de anlaşılacağı üzere organizasyon firmasıdır. Ünlü yerler için çalıştıracak insanlar toplar, taşeron bir firmadır. Hatta internet sitesini de vereyim : http://www. red-events. com/
İş yerleri Taksim'dedir bu firmanın. Ben de ilanlarını gazeteden gördüm. Garson olacağımı ve ücretin dolgun olduğu yazıyordu. Günlük SSK, yemek ve yol vereceklerini de eklemişlerdi. Aradığımda günlük 1100 lira alacağımı ve servisle eve bırakılacağımı ilettiler. Yarın geleceğimi söyledim. Ertesi gün olduğunda, sabahleyin üstümü giyip dışarı çıktım. Kahvaltıyı dışarıda yapıp verdikleri adrese gittim. 3. Kattaydı ve oraya çıkıp kapının önüne geldim. Kapıyı çaldığımda kapalı bir bayan beni karşıladı. Merhaba, dedi ve içeri gelin lütfen diyerek devam etti. 3 kişi daha vardı kayıt olacak. Bana kağıt uzatıp doldurmamı istedi. İngilizce'yi iyi bilenlere ekstra 400 lira verdiklerini belirtti. Klasik olarak kullanılan "Az ingilizcem var." lafını söylemedim çünkü rezil olmak istememiştim. Kayıt oldum ve daha yetkili birinin odasına geçtik. İşi anlatmaya başladı. Göründüğü gibi olmadığını, çok zorlanacağımızı söyledi. 1100 Lira Türkiye koşullarında iyi olduğu için ben de dahil kimse sesini çıkartmayıp şartları kabul etti. Kıyafet şartları vardı. Siyah pantolon ve beyaz gömlek getirmek mecburiydi. Zaten olduğundan tekrar almam gerekmiyordu. AKP il binasından tutun tekne turlarına kadar, tekne turlarından tutun milletvekillerinin bulunduğu organizyonlara kadar, bu organizasyonlardan tutun düğünlere kadar her yere gideceğimiz söylendi. İster 2 saat sürsün ister 24 saat, yine de 1100 lira alacağımız belirtildi. Birkaç gün içinde aranacağımız söylendikten sonra oradan ayrıldık.
Aradan 2 gün geçti. Öğlen saatleriydi sanırım beni arayıp yarın için Hilton Otel'de düğün verileceğini ve benimde gelmemi istediklerini söylediler. Sabah 8'de gelmem gerekiyordu. Biraz konuşup geleceğimi söylerek kapattım telefonu. Ertesi gün sabah üstümü giyip dışarı çıktım ve Hilton Otel'e gittim. Güvenlik niçin geldiğimi sordu. Görevli olduğumu söyledim. Personel girişinin arka taraftan olduğunu söyledi. Arka tarafa gittim ve personel girişi yazan kapıdan içeri girdim. Sol tarafta güvenlik vardı. Kimliğimi istedi ve verdim. Ardından içeri girebilirsin dedi ama kimliği geri vermedim. İçeri girip organizasyon şefini buldum. Tanıştık. Sevmedim kendisini açıkcası. Fazla havalı ve sinirli biri. Milletin sakal traşına tek tek baktı. İnce tüy olsa bile git kes diye bağırdı. Organizasyon yerine geçtik birde ne göreyim ...
Ortada hiçbir şey yok. Bir düzen yok. Masa ve sandalye yok. Her şeyi biz sırtımızda taşıyıp kuracağız. Sandalyeleri biz yerleştireceğiz. Çatal bıçaktan tut mumlara kadar, masalardan tut sandalyelere kadar her şeyi biz ayarlıyacaktık. Moralim bozulmuştu. Zor derken de bu kadar zor olmasını beklemiyordum. Artık buradaydım ve katlanıcaktım maalesef. Masaları tek tek yerleştirdik. Sandalyeleri, çatal, bıçak ve kaşıkları yerlerine koyduk. Tam 70 kişilik yemek için gereken her şeyi tamamlamıştık. Herkesin daha bırakın yürümeyi, ayağa kalkacak hali yokken dediler ki şimdi kahvaltı yapabilirsiniz. Resmen dalga geçer gibiydiler. Çoğu kişi ben dahil sinirlendi ama sesimizi çıkarmadık. İçki servisi yapacağımı da öğrenmiştim. İyice sinirlenmiştim bu haberden sonra. Resmen rakı, votka, şarap servisi yapıyorduk. Birde birkaç kere bunun buzu az diye azar işitmiştim. Gün sonunda her şey bittiğinde asıl bomba sona kalmıştı. Çatal bıçaklar ile kaşıkları yerine koyacaktık ve ekstra olarak yıkanmasını bekleyip ardından kurutacaktık. OHA demiştim artık. Bırakıp gidecektimde artık son saatlere geldiğimiz için bırakmayıp günü çıkarayım diye düşünmüştüm. Her şey bittiğinde gece saat 04:30 olmuştu. Milletin servise yürüyecek hali bile yoktu. Eve geldiğimde sabah namazı çoktan okunmuş haldeydi. Annemle babam kızmasın diye telefonu kapatmıştım ve eve geldiğimde bana çok sinirliydiler. Babam, bir daha asla oraya gitmeyeceksin dedi. Ardından yatağa geçip uyumuştum. Kalktığımda saat akşam 4'dü ve ayaklarım halen ağrıyordu. Yarım saat sonra organizasyondan aradılar, yarın yine iş var, gelir misin diye. Gelmeyeceğimi söyledim. Bunun üzerine dünkü işten dolayımı diye sordular. Evet dediğimde dünkü çalışmamdan dolayı 2 günlük parayı 1 günde alacağımı yani 2200 TL vereceklerini söylediler. Bu haber biraz teselli olmuş, fikrimi değiştirmiş ve yarın için geleceğimi söylemiştim. Başıma gelecekleri bilmeden tabii ...
Merak uyandıran kısa hikaye, ilk sayfadan itibaren merak duygusunu diri tutan güçlü anlatılardır. Akıcı dil, etkileyici karakterler ve beklenmedik gelişmeler, okuru hikâyenin dünyasına bağlayarak zamanın nasıl geçtiğini unutturur. Bu tür romanlarda her bölüm bir sonrakini çağırır; çünkü merak, tempo ve duygusal bağ okuyucunun zihninde kalıcı bir iz bırakır.