Cinli Köy Hikayesi
Köye ziyarete giden ailenin başına esrarengiz olaylar gelir. Unutma, onların, yani üç harflilerin adı anılmamalı.
Köy
Her şey bundan 5 yıl önce başladı. Erzincan'daki Avcılar köyüne gidecektik. 75 Yaşında ki annemi ziyarete gidecektim. Babam sizlere ömür. Karım ve 13 yaşındaki oğlumla beraber otobüs firmasından biletlerimizi alıp yola koyulduk.
Köye geldiğinizde o köy havasını direkt hissediyorsunuz. Sanki başka bir dünyaya geçmişsiniz hissi veriyor. İlk defa "gerçek" havayı tatmış oluyorsunuz. Ferahlıyorsunuz. Annemi çok özlemişim gerçekten. Yaz aylarında gelebiliyoruz sadece. Daha fazla zaman ayırmalıyım ona. Anneme sımsıkı sarıldım ve özlemimi giderdim. Annemle sohbet etmeye başladım "Ne var ne yok" diye. Annem de "İyiyiz oğlum. Birkaç gündür olmasa bile iyiyiz" dedi. Ne oldu anne birkaç günde deyince "Boşver oğlum canını sıkma şimdi daha yeni geldin. Sonra anlatırım" dedi ve öyle konu kapandı. Ta ki geceye kadar ...
Yol yorgunluğu uykusu vardır bilirsin. Yolculuk yapan kişi büyük bir ihtimal yolda uyuyamadığı için eve geldiği zaman uyur. Annem saolsun yerlerimizi çoktan hazırlamıştı o fıtık beliyle. Gelir gelmez kafamı koydum ve direk uyudum. Gözlerimi açtığımda etraf kapkaranlıktı. Telefonumu elime bakıp saate baktım. Saat 2:43'tü. Köye gittiysen bilirsin, köy karanlığı bir başka olur. Birde az insan yaşadığı için çok sessiz olur köyler. Yan kanepeye baktığımda oğlumun yanında karımın olmadığını fark ettim. Su içmeye ya da lavaboya gitmiştir diye düşündüm.
5-10-20-30 derken karım dakikalarca gelmedi. Beni de uyku tutmamıştı. Yerimden kalktım, tam 1 adım atacaktım ki kapı aniden açıldı. Gelen karımdı. Nerdesin hanım merak ettim seni dedim. Lavaboya gittim dedi. Işığı göremedim deyince gece olduğu için uyku sersemisin o yüzdendir dedi. Fazla üstüne gitmedim. Ardından tekrar yattım ve uyudum.
Sabah kalkıp telefonuma baktığımda saat 7:47 geçiyordu. 5 Dakika sonra annem kapıyı çalıp odamıza girdi. Ben zaten uyanıktım. Beni gördü ve "Oğlum hadi çayı demliyorum, birazdan kahvaltı yaparız kalk" dedi."Tamam"dedim. Hanım ve oğlum da Annemin sesine uyandılar zaten. Sofraya geçtik. Kahvaltı yapıyorduk."Hanım dün gece uyuyamadım sen kalktıktan sonra" dedim."Ben dün gece hiç kalkmadım ki" dedi...
"Hanım nasıl kalkmadın, lavaboya gittin ya" dedim."Hayır gitmedim canım" dedi. Böyle kendinden emin bir şekilde söyledi bunu. Annemin bana ben bu soruyu sorarken böyle garip bir bakışı vardı. Üzgündü. "Ne oldu anne"diyerek sebebini sordum. bir şey olmadı oğlum, dedi. bir şey biliyor gibiydi ama saklıyordu. Çıkardı ama kokusu yakında. Abdestimi alıp Cuma günü olduğu için öğleye doğru camiye gittim.
Sohbet olur bilirsiniz camiler de. Sorun şu ki bu camide sohbet olmuyordu. Hep aynı duayı okuyorlardı. Nas suresini. Cuma namazını kıldıktan sonra imamın yanına gittim. Niye hep nas suresini okuduk diye sordum."Köyümüz için" dedi."Nasıl yani köyümüz için" dedim."Bu konuyu fazla konuşmak istemiyorum" dedi ve yanımdan ayrıldı.
Garip şeyler oluyordu. Sanki herkesin bildiği varda onu saklıyor gibiydi. Tedirgin olmaya başlamıştım. Eve gidip yemek felan yedik ve her şeyi ögrendiğim o gece geldi. Uyandığımda saat 3:24'dü. Susamıştım. Mutfak, ev küçük olduğu için hemen bizim yan odada kalıyordu yani bana çok yakındı. Yerimden kalkıp kapıya doğru yöneldim. Işık açık olmadığı için tek ışık kaynağı arka tarafımda kalan iç perdenin arasından sızan ayın ışığıydı. Ailemi rahatsız etmemek için yattığımız odanın ışığını açmadım. Kapıdan çıktım fakat önümü göremiyordum. O anda sağ tarafta bulunan lambayı açma düğmesine basmaya çalıştım fakat sanki o lamba düğmesi kaybolmuştu oradan. Önümü göremediğim için yattığım yerin ışığını açmak için geri dönmeye karar verdim. Işığı açmak için geri döndüğüm de oğlumun çok kısık sesle fısıldadığını duydum.
Halk arasında lanetli köy olarak anılan ve haritadan silinmiş pek çok yerleşim yeri, gecenin çökmesiyle birlikte sessizliğin bile yankılandığı birer sessiz çığlığa dönüşür. Bu korku hikayesi, yıllar önce terk edilmiş sokaklarda yaşanan esrarengiz olayları merkezine alırken, kulaktan kulağa yayılan ve tüyleri diken diken eden bir cinli köy anısı üzerinden derinleşir. Bölgedeki paranormal olaylar, gece yarısı duyulan açıklanamayan sesler ve cin musallatı iddiaları, okuyucuyu daha ilk satırdan karanlık bir gizemin labirentlerine davet eder. Bu anlatıda işlenen gece geçen korku hikayesi, gerilimi her sayfada dozunda artırarak ilerler. Metruk köy evlerinin çürümüş kapıları ardında saklanan sırlar, ıssız yerleşimler ve lanetli ev betimlemeleriyle anlatımın gücü pekiştirilir. Köyde yaşananlar, kimi zaman unutulmak istenen bir cinli köy efsanesi, kimi zaman da definecilerin anıları arasında geçen esrarengiz köy hikayesi olarak karşımıza çıkar. Özellikle kırsal bölge efsaneleri ve anadolu korku kültürü üzerine araştırma yapanlar için metin, zengin bir kaynak niteliğindedir. Doğaüstü varlıklar, kadim sırlar ve ürkütücü hikaye tutkunları için hazırlanan bu eser, cin hikayesi temalı yapıtlar arasında özgün atmosferiyle öne çıkar. Cinli yerler ve tekinsiz bölgeler hakkındaki bu araştırma tadındaki anlatı, okuyucuya "Gerçekten yaşanmış olabilir mi?" sorusunu sordurur. Sayfalar ilerledikçe, bu terk edilmiş köy sokaklarının neden derin bir sessizliğe gömüldüğünü ve neden yerel halkın hâlâ oraya yaklaşmaya cesaret edemediğini keşfedeceksiniz. Manevi korunma yolları veya hoca yorumları gibi alt temalara da dokunan bu rehber, ruhsal dengesini koruyarak korkunun sınırlarında gezinmek isteyenler için biçilmiş kaftandır.