Anksiyete Anısı
Yazdığım bu kitapta aslında anksiyete hastalığına sahip birinin anılarını topladım. Bir adam korkuları yüzünden evini bırak odasından bile dışarıya çıkamıyor. Çok fazla fobiye sahip ve böyle oluşu hayatını altüst etmiş durumda. Şimdiden keyifli okumalar.
Anksiyete
"Tık tık tık"
"Yemeğin hazır Kemal"
Sesi duyunca yerimden kalktım. Bulunduğum odanın çelik kapısının orta tarafındaki, bir tabldot sığabilecek bölmeden zaten geleceğini bildiğim yemeğimi aldım ve masanın üzerine koydum.
Hayır hapishanede değildim, ev hapsinde de. Şu anda evimde ve bir odadaydım. Bu tamamen benim kendi isteğimle olmuştu. Kendimi buraya hapis etmiştim. Bir tehdit yüzünden burada değildim. Kendimi bir şeyden korumuyordum. Bir şeyden kaçmıyordum. Buraya bu yüzden sığınmadım.
Haktan ErdoğanSunar.Az önce söylediklerimin tamamı doğru fakat burada olmamamın sebebide bunlar. Söylediğim her "bir" yerine "her" eklemek gerek. Kendimi bir şeyden korumuyordum, her şeyden koruyordum ve bu yüzden buradayım.
Bu odaya nasıl geldiğimi ve buraya kendimi neden hapis ettiğimi anlatacağım. Yemeğimi yedikten sonra hemen başlayacağım.
Evet geldim. Yemeğim gelmeden önce şu anda açık olan bilgisayarımda bir word dosyası oluşturmuştum. Yazmaya devam edecekken yemeğim geldi. Yedim. Şimdi başlayabilirim.
Her şey nasıl tehdit olabilir ? Tehdit nedir ? Önce bunları anlatmam gerek. İnsanların duyguları, korkuları, olaylara bakış açısı farklı. Aynı geliyor olsa bile bir yerde bunlar yol ayrımına düşüyor."Her insan farklıdır." olgusunun buradan geldiğine inanıyorum.
Benim farkım, olabilecek tüm korkulara sahip olmam olabilir. Her şey çok düşünülürse bir tehdit haline gelebilir. Anksiyete
Tehdit ya da ben ona bazen risk diyorum, nedir ? Bir ameliyata girersin, doktor bu ameliyatın riskli olduğunu söyler. Risk, yapılacak ameliyattaki işleme göre şekillenebilir. Bel ile alakalı bir ameliyat olacak olunduğunda, doktor riskli bir ameliyat olduğunu söylerse kafanda "bir daha yürüyemeceğini" düşünmen, büyük ihtimal ilk ihtimaldir. Felç kalma olasılığını düşünürsün ve insan bundan korkar. Korku insana yeni kararlar aldırır. Ameliyat olmaktan vazgeçer insan bazen.
Kalp ya da beyin ameliyatı olacak biri için korku daha fazladır. Çok daha risklidir. Sorun artık seçim şansının neredeyse kalmamasıdır. Ameliyattan vaz geçemezsin. Bu ameliyattada, bel ameliyatı gibi anestezi yapılacaktır fakat bel ameliyatında uyanma şansın yüksektir ve akla gelen en kötü ihtimal felç uyanmak olacaktır. Burada hiç uyanamama durumu olabilir.
Bazı ciddi şeylerden bahsettim ve bunların akla gelecek ilk risklerinden. Böyle bir an gelse dahi, genelde düşünülen ilk ihtimaldir. Bel ameliyatında felçtir, kalp ameliyatında ölümdür. Riskleri öğrenme şekli duruma görede değişebilir. Kimi zaman tahmin edersin , kimi zaman duyarsın. Riskin olabileceği an gelene kadar sorun yoktur. İşte benim hayatımı bu odada geçirmeme sebep olan şey bu durumdan ortaya çıkıyor. O an gelmeden riskin olduğunu bilmekten.
Anskiyete'yi bir risk ortaya çıkmadan o riskin olabilme ihtimalinden korkma olarak tanımlayabiliriz. Anksiyete'nin evreleri var. Bu evreleri ben korku düzeyi ya da korkulan yani fobi sayısı olarak nitelendiriyorum. Ben ise tamamen bunların dışındayım. Bir sayı yok. Eğer belirtmek gerekirse sonsuz diyebiliriz. Her şey bir fobi benim için. Peki nasıl ? Her şey nasıl bir fobiye dönüşebilir ? Her şey nasıl korkutabilir, bir risk teşkil edebilir ?
Öncelikle korkmak için bir şeyin sonucunun ölüm olmasını gerekmiyor. İnsanın her şeyden korkabileceğine inanıyorum. Bu durup dururkende olabilir, bir şeyin tetiklemesi sonucuda. Yaygın fobilerin bilinen isimleri vardır. Örnek dişçi fobisi. Genelde dişçi fobisini tetikleyen şey ağrının kendisidir. Oraya gidildiğinde, kişi, kendi istediğine göre hareket edilmeyeceğini düşünür. Oraya gitmeden önce ağrı öyle inanılmaz bir boyuta gelir ki, dişçiye gidildiğinde, görevini yapan doktorun o saf ağrıyı bir travma niteliğinde yaşatacağını düşündürtür. Birinin, istemediğin halde işkence yapmasına izin vermek gibi. Bunun ne kadar süreceğini düşünmek insanı dahada korkutur ve bu fobi zamanla gelişir.